Ertuğrul Tanrıverdi: “Pamuk kendisini doğru anlatmak zorunda”

Uluslararası Pamuk Birliği (ICA) Yönetim Kurulu Üyesi ve Ensar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Ertuğrul Tanrıverdi, pamuğun polyester başta olmak üzere sentetik elyaflar karşısında pazar payı kaybettiğine dikkat çekerek, üretici ülkelerin ortak bir iletişim ve tanıtım stratejisi geliştirmesi gerektiğini söyledi.
ICA 2026 konferansında küresel elyaf rekabetini değerlendiren Ensar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Ertuğrul Tanrıverdi, pamuk sektörünün polyester başta olmak üzere sentetik elyaflar karşısında giderek zorlandığını söyledi.
Sentetik elyaf üreticilerinin yeni ürün geliştirme, fiyatlandırma ve pazarlama konusunda son derece aktif olduğunu belirten Tanrıverdi, pamuk sektörünün ise ülkeler ve kurumlar bazında ayrı ayrı hareket ettiğine dikkat çekti. Pamuğun binlerce yıllık geçmişe sahip doğal bir elyaf olduğunu hatırlatan Tanrıverdi, viskonun yaklaşık 130, polyesterin ise 80 yıllık geçmişi bulunduğunu söyledi. Sentetik elyaf üretiminde sürecin her aşamasına müdahale edilerek ürün özelliklerinin geliştirilebildiğini, pamukta ise üretimin doğa koşullarına bağlı olduğunu belirten Tanrıverdi, bu nedenle rekabette yalnızca teknolojinin değil, iletişim gücünün de belirleyici hale geldiğini vurguladı.
Pamuk kendisini doğru anlatmak zorunda
Pamuk üretiminin çevresel etkilerine ilişkin kamuoyunda yıllardır tekrarlanan bazı anlatıların sektörün algısını olumsuz etkilediğini belirten Tanrıverdi, Aral Gölü’nün kurumasının pamuk üretimiyle ilişkilendirilmesini örnek gösterdi. Konunun çok daha karmaşık olduğunu ifade eden Tanrıverdi, doğal elyafın avantajlarının tüketicilere doğru anlatılması gerektiğini söyledi. Polyester ile pamuk arasındaki fiyat farkının da giderek açıldığını belirten Tanrıverdi, maliyet baskısının arttığı bir dönemde tüketicilerin daha ucuz sentetik ürünlere yöneldiğini kaydetti. Tanrıverdi, pamuğun yalnızca doğal bir ürün olmasıyla rekabet edemeyeceğini, fiyat, performans, sürdürülebilirlik ve tüketici algısını kapsayan güçlü bir değer önerisine ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. ABD’nin Cotton USA, Brezilya’nın Cotton Brazil ve Türkiye’nin GDO’suz Türk pamuğunu öne çıkaran girişimlerinin önemli olduğunu belirten Tanrıverdi, bu çalışmaların ortak bir çatı altında birleştirilmesi çağrısında bulundu. Yün sektöründeki Woolmark uygulamasını örnek gösteren Tanrıverdi, “Pamuk üreticileri, tüketicileri, sektör birlikleri ve üretici ülkeler aynı masa etrafında oturmalı. Artık yalnızca aktif olmak yeterli değil, proaktif hareket etmemiz gerekiyor. Pamuk daha güçlü ve tutarlı bir sese ihtiyaç duyuyor” dedi.

Türkiye’nin gücü entegre üretim yapısında
Türkiye’nin önemli organik pamuk üreticilerinden biri olduğunu belirten Tanrıverdi, son yıllarda pamuk ekim alanlarının alternatif ürünlere kayması ve fiyat baskısı nedeniyle üretimin gerilediğini söyledi. Buna rağmen Türkiye’nin güçlü tekstil altyapısının önemli bir rekabet avantajı sunduğunu ifade etti. Türkiye’nin küresel hazır giyim ve ev tekstili markalarıyla uzun yıllara dayanan ilişkileri bulunduğunu belirten Tanrıverdi, iplikten kumaşa, boyadan konfeksiyona uzanan üretim zincirinin yeni teknolojilere hızlı uyum sağladığını vurguladı. Tanrıverdi, “Türkiye’nin gücü yalnızca pamuk üretmesinden kaynaklanmıyor. Asıl değer, elyaftan nihai ürüne kadar uzanan bütünleşik yapıdan geliyor” diye konuştu.
Rusya ve Suriye’de normalleşme beklentisi
Türkiye’nin tekstilde yeniden güçlenmesinde bölgesel pazarların toparlanmasının da belirleyici olacağını söyleyen Tanrıverdi, özellikle Rusya ve Suriye’deki gelişmelere dikkat çekti. Rusya’nın Türkiye açısından çok büyük bir pazar olduğunu belirten Tanrıverdi, ülkenin uluslararası ticarete yeniden güçlü biçimde katılmasının önemli fırsatlar yaratacağını ifade etti. Suriye’nin savaş öncesinde Türkiye için önemli bir ticaret ortağı ve Arap Yaramadası’na açılan kapı olduğunu hatırlatan Tanrıverdi, bölgedeki normalleşmenin yaklaşık 500 milyon nüfusa ulaşan geniş bir coğrafyada yeni ticaret olanakları sağlayabileceğini söyledi. Türk tekstil sanayisinin en büyük gücünün üretim kültürü ve değişime uyum kabiliyeti olduğunu belirten Tanrıverdi, “İyi yıllarımız da oldu, kötü yıllarımız da. Ama üretmekten hiçbir zaman vazgeçmedik” dedi. Türkiye’nin tekstilde yeniden daha güçlü bir konuma ulaşacağına inandığını belirten Tanrıverdi, bunun için on yıl beklemeye gerek kalmayabileceğini sözlerine ekledi.




