Ahmet Öksüz’den Küresel Markalara Çağrı: “Sürdürülebilirliğin Maliyeti Paylaşılmalı”

Küresel pamuk ticaretinin temsilcilerini bir araya getiren Uluslararası Pamuk Birliği (ICA) 2026, “Cotton’s Next Chapter” (Pamuğun Yeni Dönemi) temasıyla İstanbul’da düzenlendi. ICA tarafından 14-15 Ekim tarihlerinde Hilton İstanbul Bomonti Hotel’de düzenlenen etkinlikte, pamuk sektörünün gündemi ile Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeler ele alındı.
Her yıl farklı bir ülkenin ev sahipliği yaptığı organizasyona 725’iaşkın delege katıldı ve bu rakam delege sayısı açısından rekora yaklaştı.
İstanbul’da ki etkinlik kapsamında “Geleceğin ipliği: Türkiye, Avrupa ve tekstilin geleceği” başlıklı panelde konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili ve Kipaş Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Öksüz, sürdürülebilirlik yatırımlarının maliyetinin büyük ölçüde üreticilerin üzerinde kaldığını belirterek, küresel markalara sorumluluk çağrısında bulundu.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili ve Kipaş Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Öksüz, sektörün artan maliyetler ve küresel rekabet baskısına rağmen önemli bir üretim gücüne sahip olduğunu söyleyerek, Türkiye’nin dünya tekstil ihracatında beşinci, Avrupa Birliği’nde ise ikinci sırada bulunduğunu belirtti ve küresel tekstil ihracatından yüzde 3,5 pay aldığını kaydetti.
Tekstil ve hazır giyim sektörlerinin toplam yıllık üretiminin 74,3 milyar dolara ulaştığını aktaran Ahmet Öksüz, bunun 42,7 milyar dolarının tekstil, 31,6 milyar dolarının ise hazır giyimden oluştuğunu ifade etti.
İki sektörün yıllık 27 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğini ve 17 milyar dolar dış ticaret fazlası verdiğini belirterek, yalnızca tekstil sektörünün 2025 yılında 211 ülke ve bölgeye 9,4 milyar dolarlık ihracat yaptığını söyledi.

Türkiye’nin pamuktan ipliğe, kumaştan teknik tekstile ve hazır giyime kadar bütün üretim aşamalarını gerçekleştirebilen az sayıdaki ülkeden biri olduğunu vurgulayarak, yalnızca üretim kapasitesinin artık küresel rekabette yeterli olmadığını dile getirdi. Öksüz, gelecekte inovasyon, teknoloji, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretimin belirleyici olacağını belirterek, “Bizim avantajımız ucuz üretim değil; hızlı, kaliteli, entegre ve sürdürülebilir üretim” değerlendirmesinde bulundu.
Mısır ile yalnızca fiyatta rekabet edemeyiz
Türkiye’nin düşük maliyetli Asya ve Kuzey Afrika ülkeleriyle rekabetinde farklılaşmaya odaklanması gerektiğini belirten Öksüz, özellikle Mısır’ın iş gücü ve enerji maliyetlerinde önemli avantajlara sahip olduğunu söyledi. Buna karşılık Türkiye’nin çok daha entegre, esnek ve hızlı bir üretim ekosistemi sunduğunu ifade ederek, Kuzey Afrika’daki hazır giyim üreticilerine kumaş, iplik ve diğer tekstil girdileri sağlayan önemli tedarikçilerden biri olduğunu kaydetti. Avrupa pazarına yakınlık, kısa teslim süreleri ve değişen siparişlere hızlı yanıt verebilme kabiliyetinin Türkiye’nin stratejik önemini artırdığını vurgulayan Öksüz, sektörün yalnızca kısa vadeli maliyetlere değil, uzun vadeli yapısal rekabet gücüne odaklanması gerektiğini belirtti. Öksüz, AB’nin yeni çevre ve sürdürülebilirlik düzenlemelerinin Türk tekstil sanayisinde dönüşümü hızlandırdığını belirterek, izlenebilirlik, geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı, döngüsellik ve enerji verimliliği alanlarında önemli yatırımlar yapılması gerektiğini söyledi. Bu yatırımların finansmanında ciddi bir dengesizlik bulunduğuna dikkat çekerek, küresel markaların sürdürülebilir ve yüksek kaliteli ürün talep etmesine rağmen yatırım yükünün büyük bölümünü üreticilere bıraktığını ifade etti. Sürdürülebilirliğin bütün değer zincirinin ortak sorumluluğu olması gerektiğini vurgulayarak, “Sürdürülebilirliğin maliyeti marka, üretici ve tüketici arasında adil paylaşılmalı” dedi. Sürdürülebilirlik hedefleri ile markaların kalite beklentileri arasında zaman zaman çelişkiler yaşandığını belirten TİM Başkan Vekili, geri dönüştürülmüş pamuğu örnek gösterdi. Geri dönüşüm sürecinde elyaf uzunluğu ve renk açısından bazı sınırlamalar ortaya çıkabildiğini, buna rağmen markaların geri dönüştürülmüş ürünlerden konvansiyonel pamukda aynı kaliteyi ve görünümü beklediğini söyledi. Bu nedenle ürünlerin reddedilerek yeniden üretilmesinin ek atık, maliyet ve karbon emisyonuna yol açtığını belirten Öksüz, sürdürülebilirlik hedeflerinin üretimin teknik gerçekleriyle uyumlu olması gerektiğini ifade etti.
“Doğal elyafın tüketiciye anlatılmasında yapay zeka fırsat yaratıyor”
Orka Holding İcra Kurulu Üyesi Büşra Orakçıoğlu, tekstil sektörünün küresel rekabette yalnızca ürün kalitesi ve fiyatla değil, ürünün hikayesi, sürdürülebilirliği ve tüketiciye sunduğu değerle de farklılaşması gerektiğini söyledi. Sürdürülebilirliğin tekstil sektörünün geleceğinde belirleyici olacağını vurgulayan Orakçıoğlu, özellikle tedarik zincirinde izlenebilirliğin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Üretimin bütün aşamalarına ilişkin güvenilir verilerin oluşturulmasının hem sürdürülebilirlik hedeflerine hem de markaların uluslararası pazarlardaki konumuna katkı sağlayacağını dile getirdi. Doğal elyafların tüketiciye anlatılmasında yeni teknolojilerin kullanılabileceğine değinen Orakçıoğlu, yapay zekâ destekli alışveriş uygulamalarının bu alanda önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Bu sistemlerin doğal elyafların özelliklerini tüketicilere daha iyi aktarabilmesi için güvenilir veri altyapısı ve uygun düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu belirtti.




