KASİAD Ekonomi Zirvesi’nde Ortadoğu’daki Yeni Ticaret Yolları Masaya Yatırıldı: Mısır ve Suriye Fırsat ve Zorlukları

Kahramanmaraş Sanayici ve İş Adamları Derneği (KASİAD) tarafından düzenlenen 2. Ekonomi Zirvesi’nde “Ortadoğu’da Yeni Ticaret Yolları: Mısır ve Suriye’ye Yakın Bakış” başlıklı panelde, bölgedeki Türk ticaret müşavirleri ve iş insanları sunum yaptı.
Panelde Mısır’daki 4 milyar dolarlık Türk yatırımı, Suriye’deki 400 milyar dolarlık yeniden inşa potansiyeli ve bölgedeki bürokratik zorluklar detaylıca ele alındı.
KASİAD’ın ev sahipliğinde gerçekleşen zirvenin Ortadoğu panelinde, Türkiye’nin Şam Ticaret Müşaviri Elfesiya Seven, Halep Ticaret Ateşesi Sefa Akgül, Kahire Ticaret Müşaviri Hakan Atay ve İskenderiye Ticaret Ateşesi Ahmet Alptekin Kılıç konuştu. Oturumun moderatörlüğünü EKONOMİ Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar üstlendi.

I. BÖLÜM: Mısır’da Türk Yatırımları 4 Milyar Dolara Ulaştı
Kahire Ticaret Müşaviri Hakan Atay, Mısır ekonomisi ve Türk yatırımları hakkında bilgi verdi. Atay, Mısır’da ilk organize sanayi bölgesini geliştiren kurumun Türk firması Polaris Park olduğunu ve yatırımlarına devam ettiğini belirtti.

Emek Yoğun Sektörde Rekor Büyüme
Türk firmalarının Mısır’daki yatırımlarının hızla büyüyerek 4 milyar dolar seviyesine ulaştığını aktaran Atay, bu yatırımların büyük ölçüde emek yoğun sektörlerden, özellikle hazır giyim ve konfeksiyon firmalarından geldiğini söyledi. Firmaların Mısır’da üretim yapıp yurt dışına ihraç etme stratejisini izlediğini vurguladı.
Düşük Maliyetler ve Serbest Ticaret Ağı
Türk firmalarının Mısır’ı tercih etme nedenlerini sıralayan Atay:
- Düşük Üretim Maliyetleri: Mısır’da nitelikli ve niteliksiz işçi rahatlıkla bulunabiliyor. Yaklaşık 120 milyon civarındaki genç nüfus sayesinde asgari ücretin 140 ila 200 dolar arasında değiştiği ve bunun işverene maliyetinin düşük olduğu belirtildi.
- Düşük Enerji Maliyetleri: Elektrik, doğal gaz ve benzin gibi enerji girdilerinin ucuz olması.
- Geniş Serbest Ticaret Ağı (STA): Mısır’ın Afrika’nın tamamı, Körfez, Arap ülkeleri, AB ve Güney Amerika ile STA’sı bulunuyor. Mısır ürünlerinin gümrüksüz olarak ABD’ye girmesi, en önemli avantajlardan biri olarak öne çıkıyor.
Bürokratik Zorluklar ve Maraş’a Fırsatlar
Atay, Mısır’da 1000’in üzerinde Türk firması olmakla birlikte çoğunun aktif olmadığını, ciddi bürokratik zorlukların ve sabır gerektiren bir iş kültürünün bulunduğunu belirtti. Ruhsat sorunları nedeniyle yatırıma başlamanın bir iki yılı bulabildiği ifade edildi.
Kahramanmaraş’ın Güçlü Olduğu Sektörler: Atay, Maraş’ın güçlü olduğu demir-demir dışı metaller, mobilya, tekstil hammaddeleri, makine ve aksamlar gibi sektörlerin Mısır pazarında büyük karşılığı olduğunu vurguladı. Mısır’ın toplam 95 milyar dolarlık ithalatının 25 milyar dolarlık kısmının bu sektörlerden oluştuğunu; ancak Türkiye’nin bu pastadan sadece 1.3 milyar dolar (yüzde 1.6) pay aldığını aktardı. Özellikle tekstil hammadde ithalatında 3.5 milyar dolarlık bir pazar varken, Türkiye’nin ihracatının 350 milyon dolar seviyesinde kaldığı, bu alanın rahatlıkla değerlendirilebileceği belirtildi.
Mısır’a ihracatta diğer avantajlar ise şunlar: Dengeli dış ticaret, düşük navlun maliyetleri, kısa teslimat süreleri (2-3 gün) ve Türk markasına yönelik yüksek kalite algısı.
Mısır, Afrika’nın Kapısı
Atay, Kahire’de düzenlenen fuarların sadece Mısır pazarı olarak görülmemesi, Afrika’nın ve Körfez ülkelerinin kapısı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti ve Ticaret Bakanlığı’nın ihracat desteklerinin firmalar tarafından muhakkak kullanılması çağrısında bulundu.

II. BÖLÜM: Mısır’da Döviz Krizi Atlatıldı, Riskler Devam Ediyor
İskenderiye Ticaret Ataşesi Ahmet Alptekin Kılıç, Mısır’ın döviz krizi ve gelecekteki riskler hakkında bilgi verdi.
Döviz Krizi ve Yeni Finansmanlar
Kılıç, 2014’te yaşanan döviz darboğazının, Mart ayında IMF ile yapılan 8 milyar dolarlık finansman programı ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile gerçekleştirilen 35 milyar dolarlık şehir satış anlaşmasıyla atlatıldığını belirtti.
- Rezerv Gücü: Mısırlıların yurt dışından (özellikle Körfez ve Avrupa’dan) gerçekleştirdiği 24 milyar dolarlık para transferleri (%49 artış) ve turizm gelirlerindeki %24’lük artış sayesinde Mısır Merkez Bankası’nın şu anda 50 milyar dolarlık rezerve sahip olduğu ve bir yıldır kur istikrarını sağladığı ifade edildi.
Uzun Vadeli Riskler
Kılıç, IMF’nin beklentileri doğrultusunda Mısır ekonomisini bekleyen uzun vadeli riskleri sıraladı:
- Reformların Hızlandırılması: Devletin ve ordunun etkisi altındaki ekonomide özelleştirmenin hızlandırılması.
- Sübvansiyonların Kesilmesi: Petrolde ve doğalgazda net ithalatçı olan Mısır’da enerji sübvansiyonlarının kademeli olarak düşürülmesi (Benzin fiyatlarında 3 kez artış görüldü; elektrik sübvansiyonları 2027’ye kadar kesilecek).
Kılıç, sübvansiyonların kalkmasıyla orta ve uzun vadede Mısır’da maliyetlerin yükseleceği öngörüsünü paylaştı. Asgari ücretin düşüklüğüne aldanıp gelen firmaların, iş yapma ve üretim modellerini orta vadede değişime adapte etmesi gerektiği uyarısını yaptı.
Küresel İlgi ve Altyapı Atakları
Mısır’a uluslararası ilginin yüksek olduğunu belirten Kılıç; özellikle Çin’in elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji alanlarında, Avrupa Birliği ve Fransa’nın ise demiryolu altyapısında ciddi yatırımları olduğunu söyledi. Mısır’ın büyük ölçümlü, 4G uyumlu yeni şehirler kurma atağının devam ettiğini, bu projelerin çoğunun Körfez sermayesi, Çin ve Dünya Bankası kredileriyle finanse edildiğini ve Mısır’ın dış borcunun 155 milyar dolar civarında olduğunu kaydetti. Kılıç, Mısır’ın önümüzdeki 5-10 yıl içinde Afrika için bir “hub” (merkez) olacağının kesin olduğunu düşündüğünü belirtti.
III. BÖLÜM: Suriye: 400 Milyar Dolarlık Yeniden İnşaat ve Güçlü Türkiye Lobisi
Halep Ticaret Ateşesi Sefa Akgül ve Şam Ticaret Müşaviri Elfesiya Seven, Suriye’deki durumu ve fırsatları değerlendirdi.
Halep’te Sahadaki Gerçekler
Sefa Akgül, Suriye’nin açık kaynaklarla bilgi edinmenin zor olduğu bir bölge olduğunu ve sahadaki gerçeklerin farklı olduğunu vurguladı. Halep’in iç savaşın en kanlı cephesi olduğunu, 4.600 binanın tamamen yıkıldığını, 15.000 binanın ise ağır hasarlı olduğunu aktardı.
- Geri Dönüşler: Türkiye’deki Suriyelilerin büyük çoğunluğunun Halepli olduğunu ve gönüllü geri dönüşlerin de en çok Halep’e yapıldığını söyledi.
- Türkçe Kolaylık: Özellikle Kuzey Suriye’deki yerel ve merkezi kurumlarda, ticaret odalarında ve gümrük müdürlüklerinde Türkiye’ye müzahir (destekleyen) ve Türkçe bilen personel sayısının çok fazla olduğunu, işlemlerin Arapça bilmeden dahi halledilebildiğini belirtti.
- Gelecek Lobisi: Akgül, Türkiye’de okuyan yüz binlerce Suriyeli öğrenci neslinin, 15-20 yıl sonra yönetime geldiğinde çok güçlü bir Türkiye lobisi oluşturacağını ve şu an temellerin sağlam atılması gerektiğini vurguladı.

Şam’ın Yeniden Entegrasyon Çabası
Elfesiya Seven, Suriye’nin 1979’dan beri ambargo altında yönetilmek zorunda kalan bir ülke olduğunu ve bu yüzden dış borcunun olmadığını, ancak sanayi altyapısının ilkel kaldığını belirtti.
- Uluslararası Açılım: Şam’ın uluslararası meşruiyetini yavaş yavaş kazandığını ve hükümetin yabancı yatırımcılara karşı büyük bir hevesi olduğunu kaydetti.
- Bürokraside Kolaylık: Yakın zamanda değişen yatırım yasası ve yeni kurulan yatırım ofisi ile yabancı yatırımcıların şirket kurma süresinin 2-3 haftaya indirildiğini ve tek belgeli sistem kurulduğunu bildirdi.
- Yap-İşlet-Devret Modeli: Hükümetin elindeki atıl kalmış eski tesislere (çimento fabrikaları, un değirmenleri vb.) finansmanı olmamasına rağmen yap-işlet-devret modeliyle 15-20 yıllık tahsisler yapmayı gündemine aldığı ve bunun büyük fırsatlar sunduğu aktarıldı.

IV. BÖLÜM: Yatırımcı Gözüyle Suriye Fırsatları ve İş Modelleri
Panelin ikinci oturumunda Tat Global Gıda Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı M. Salih Balta ve Tatari&Partners CEO’su HüssamEddin Tatari, yatırımcılara tavsiyelerde bulundu.
400 Milyar Dolarlık İnşaat İhtiyacı
Salih Balta, Suriye’nin kendilerine komşu iller kadar yakın olduğunu ve fırsatların doğru analiz edilmesi gerektiğini söyledi. Deprem bölgesindeki kümeleşme ve hızlı hareket etme tecrübesinin Suriye’nin yeniden yapılanmasında kullanılabileceğini ifade etti.
Balta, Suriye’de 400 milyar dolarlık büyük bir inşaat ihtiyacı bulunduğunu, ülkenin yıllarca sürecek büyük bir şantiye olduğunu belirtti. Önemli fırsatların bulunduğu sektörler şunlardır:
- Gıda, İnşaat ve Medikal Sektörler: Gıda ve inşaatın yanı sıra, 150 bölgede acil sağlık ocağı yapımı ihtiyacı tespit edildiğinden, medikal malzeme ve tıbbi cihazlarda da fırsatlar mevcut.
Körfez Sermayesi + Türk Tecrübesi
Balta, Suriye’deki ekonomik durum nedeniyle projelerin finansmanının Körfez ülkeleri ve yardım kuruluşları gibi dış kaynaklarla karşılanabileceğini; ancak bu projeleri hayata geçirecek doğru partnerin, tecrübesi, ekibi ve ekipmanlarıyla Türk şirketleri olduğunu vurguladı.
- TOKİ Tecrübesi: Deprem bölgesindeki hızlı toplu konut yapımı (TOKİ modeli) ve buna mobilya, mutfak sağlayan Türk firmalarının, düşük maliyetli yüksek üretim kapasiteleri ve lojistik avantajları nedeniyle Suriyeli inşaat firmaları tarafından yakından takip edildiği aktarıldı.
Önerilen İş Modeli
Balta, yatırımcılara öncelikli olarak şunları önerdi: Hemen fabrika taşımak yerine, nüfusun yoğun olduğu Halep ve Şam bölgelerinde ticari faaliyetler için bir irtibat ofisi kurmak ve daha sonra doğru ortaklık mekanizmaları (kamu veya özel sektör) ile ilerlemek.











