Ekonomi

İSKUR Ekosistemiyle Sürdürülebilirlikte Yeni Dönem: “Her Metre Kumaş İzlenebilir”

Tekstil sektöründe sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve hikâye anlatımı, alıcıların öncelikli beklentileri arasında yer alırken, İskur Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Kurtul, sektörün mevcut dinamiklerini ve gelecek vizyonunu değerlendirdi.

Kurtul, günümüzde alıcıların yalnızca çevre dostu söylemlerle yetinmediğini vurgulayarak, “Artık kanıt talep ediliyor. Sertifikalar, izlenebilirlik, su ve enerji tasarrufuna ilişkin veriler büyük önem taşıyor. Bunun yanında, pazarlama değeri olan ve hikâye anlatabilen kumaşlar öne çıkıyor” dedi. Fiyatın tek belirleyici olmadığını belirten Kurtul, gümrük belirsizlikleri ve jeopolitik gelişmelerin de satın alma kararlarında etkili hale geldiğini ifade etti.

 “Pamuktan Nihai Ürüne Tam Entegre Üretim”

2027-2028 Sonbahar/Kış koleksiyonlarının merkezinde İskurEkosistemi’nin yer aldığını belirten Kurtul, üretim sürecine ilişkin dikkat çekici bilgiler paylaştı. Buna göre, koleksiyonun ana hikâyesi; şirketin kendi 2,5 milyon metrekarelik tarım arazisinde yetiştirilen organik pamukla başlıyor. Bu pamuk, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan ve büyük ölçüde robotların görev aldığı koyu renk iplik fabrikasında işleniyor.

Üretim sürecinde düşük su tüketimiyle gerçekleştirilen biyolojik indigo boyama yönteminin kullanıldığını belirten Kurtul, bu yöntemin özellikle kumaşlarda güneş ve mağaza ışığı altında oluşan sararma sorununu ortadan kaldırdığını söyledi.

Kumaşın dokuma ve nihai ürün aşamalarının da tamamen İskur tesislerinde gerçekleştirildiğini ifade eden Kurtul, geri dönüşüm süreçlerine de dikkat çekerek, “Kendi geri dönüşüm ünitemizde tüketim öncesi ve sonrası pamukları yeniden üretime kazandırıyoruz. Bu sadece bir tedarik hikâyesi değil; her metre kumaşın kaynağı izlenebilir ve karbon ile su ayak izi verileri şeffaf şekilde ortaya konuluyor” diye konuştu.

Denim Sektöründe Temkinli İyimserlik

Denim sektörünün yılın ikinci yarısına ilişkin görünümünü de değerlendiren Kurtul, temkinli bir iyimserlik içinde olduklarını belirtti. Türkiye’nin bu süreçte avantajlı bir konumda bulunduğunu vurgulayan Kurtul, markaların çift tedarik stratejilerine yöneldiğini ve Türkiye’nin hızlı üretim kabiliyeti ile sürdürülebilirlik avantajlarının öne çıktığını ifade etti.

 

Yapay zekâ destekli bedenlendirme teknolojilerinin kullanımının arttığına dikkat çeken Kurtul, bu durumun daha esnek üretim ve daha kısa geliştirme süreçlerini zorunlu kıldığını belirtti. İskur’un dikey entegrasyon yapısının ise bu yeni dönemde önemli bir rekabet avantajı sunduğunu sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu