Nazlı Ceylan Balduk Kurtul “Türkiye’de Üretim: Zorluklar, Zorunluluklar ve Gelecek Perspektifi”

Son yıllarda üretim yapan herkesin ortak bir cümlede buluştuğu görülüyor: “Eskisi kadar kolay değil.” Gerçekten de öyle. Artan işçilik maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, yüksek enflasyon, enerji fiyatlarındaki yükseliş, küresel rekabetin sertleşmesi ve daralan talep; üretimi her zamankinden daha karmaşık bir sürece dönüştürüyor. Artık üretim yalnızca bir şeyler ortaya koymak değil, aynı zamanda belirsizliği yönetebilme becerisini de gerektiriyor.
Ancak tüm bu zorluklara rağmen üretimden vazgeçmek bir seçenek değil. Çünkü üretim sadece fabrikaların meselesi değildir. Üretim; istihdam demektir. Üretim; ihracatın temelidir. Üretim; teknoloji geliştirmek, katma değer oluşturmak ve nitelikli insan kaynağı yetiştirmek anlamına gelir. Aynı zamanda şehirlerin, ailelerin ve geleceğin ayakta kalmasını sağlar.
Bugün bir fabrikanın üretime devam etmesi, yalnızca o işletmenin değil; tedarik zincirinde yer alan onlarca firmanın, lojistik sektörünün, esnafın ve yüzlerce ailenin de ayakta kalması anlamına gelir. Bu nedenle üretim, ekonomik olduğu kadar sosyal bir sorumluluktur.
Elbette üreticinin rekabet gücünü koruyacak, yatırım iştahını artıracak ve öngörülebilirliği güçlendirecek politikalara ihtiyaç vardır. Finansmana erişimin kolaylaştırılması, enerji maliyetlerinin dengelenmesi, ihracatın desteklenmesi ve sanayinin dönüşümünü hızlandıracak adımlar bu süreçte kritik önem taşır. Çünkü güçlü bir sanayi, güçlü bir ekonominin temelidir.
Öte yandan üretim sadece bugünün bilançosu için yapılmaz. Asıl amaç, yarının kapasitesini inşa etmektir. Bu nedenle sorulması gereken soru “Üretim neden zor?” değil, “Üretimi yeniden nasıl cazip hale getirebiliriz?” olmalıdır.
Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi; katma değeri yüksek, rekabet gücü güçlü ve teknoloji odaklı bir üretim yapısından geçiyor. Bugün üretmek zor olabilir. Ancak üretmekten vazgeçmenin bedeli, üretmeye devam etmenin maliyetinden çok daha ağırdır.




